Bilgilendirme

/Bilgilendirme
Bilgilendirme 2019-04-27T09:33:25+00:00

Bilgilendirme

                                                                          YAZ İSHALLERİ                                                                                                     13.07.2018

Yaz aylarında sıvı ihtiyacı artmaktadır. Bununla birlikte hijyeni kontrolsüz olan sıvılar tüketilebilmektedir. Bilhassa ülkemiz göz önüne alındığında, toprak altı korozyona bağlı kanalizasyon sisteminin harabiyeti  şehir şebeke su dağıtımını sağlayan borular arasında bağlantılar olabilmekte, bu da sıcak günlerde ishal ortaya çıkararak ciddi dehidratasyon problemlerine yol açabilmektedir.

Normal bir erişkin günde ortalama 2-2.5 lt su tüketmesi gerekirken 30 °C nin üzerinde sıcaklarda bu 0.5-1.5 lt daha artmaktadır (burada kişinin günlük eforu, yedikleri, sağlık durumu vb. faktörler değişkeni oluşturu). Buna bir de yaz ishali eklendiğinde ve 48 saatten uzun sürdüğünde veya ilk 24 saatte bizi yatağa düşürdüyse hiç beklemeden bir doktora gözükmek sıvı kaybına bağlı veya enfeksiyona bağlı kronik kalıcı problemlerin oluşmasını engelleyecektir.

Bu süre zarfında erişkin olarak basitçe yapabileceklerimiz:

  1. Sıvı alımımızı arttırmalıyız.
  2. İshal sayımızı azaltacak yiyecekler tüketmeliyiz.
  3. Sıvı kaybıyla ortaya çıkan ve bizi halsiz, güçsüz bırakan kan elektrolit tuzları olan Na+ ve K+ kaybını ortadan kaldırmak gerekir.

Bunun için günlük sıvı oranımızı yani temiz suyu günde en az 3 lt içmeli.(unutulmamalıdır ki marketlerde satılan sular tamamen güvenli olmayabilir) Suları kaynatıp soğutarak içmek yeni enfeksiyonları engelleyecektir. Ayrıca diet ürün olan colalı içecekleri tüketmek bize K+ ‘ dan zengin içecek imkanı sağlayacaktır. Neden diet çünkü şekerli gıdalar ishali artıracaktır. Yanı sıra maden suyu tüketmekte Na+  kaybını yerine koyacaktır. Bu dönemde sütten sakınmak doğru bir tercih olabilir zira kafkas ırkında laktoz intoleransı büyük oranda görüldüğünden ishal artabilir. Fakat probiyotik yoğurt tüketimini artırmak ishali kontrol edebilmekte çok yardımcı olacaktır. Probiyotik yoğurt dışında diğer probiyotik gıda ürünü olan kefirde bağırsakların düzelmesinde katkısı çoktur.Diet olarak bağırsak hızını azaltan dolayısıyla ishali azaltan klasik anne yiyecekleri ishal günlerinde gerçekten faydalıdır. Bunlar; haşlanmış patates, lapaya yakın yağı çok az pirinç pilavı, muz, yoğurt, yağsız beyaz peynir, demli çay vb. tüketilmelidir. Kahve, posalı, yağlı, şekerli yiyecekler barsak hızını artırır. Bu sebeple tüketiminden kaçınılmalıdır. Fakat 48 saati geçen veya ilk 24 saatte bizi yatağa düşüren ishallerde muhakkak bir gastroenterologa başvurmak gerekir. Su kaybına bağlı başımıza gelebilecek böbrek yetmezliği, kalp krizi, şeker koması vb. hayati rahatsızlıkların ortaya çıkmasını engelleyecektir.

Unutmayınız; sağlık huzur ve mutluluktur. Yanlızca, değeri kaybedildiğinde anlaşılır!

                                                                                                                                                                              Prof. Dr. Burçak KAYHAN

                                                                                                                                                            İç hastalıklar ve Gastroenteroloji Uzmanı

İÇ HASTALIKLARI VE GASRTOENTEROLOJİDE ON YENİ BİLGİ                                                                            08.10.2018

1-Sistemik Lupus Eritemotosis (SLE) hastalarının %10’unun nedeni ilaçlarla ortaya çıkmaktadır.       ANA (+) lığı tanısal kriterlerdendir. ANA(-) olan hastalarda ilaca bağlı lupus gelişimi bildirilmiştir. Özellikle hidrolazın adı son yayınlarda sıklıkla geçmektedir.

2-Tüberküloz dışı Akciğer hastalıklarında mycobakteriyel enfeksiyonu olanlar için yeni bir antibiyotik kullanım şekli ortaya çıktı. Amerikan sağlık ve ilaç komisyonunun verdiği bilgiye göre bu antibiyotik diğer Akciğer hastalıklarında kullanılan ilaçlar gibi inhaler (halk değimiyle fısfıs) şeklinde verilmektedir. Bilhassa hap yutmakta zorluk çekenler için alternatif bu yeni tıbbı tedavi yönteminin toplum tarafından benimseneceğini düşünmekteyiz.

3-Ani işitme kayıplarında hiperbarik oksijen tedavisinin başarılı etkisi gösterilmiştir.

4-İlerleyen yaşta sağ kolon adelelerinde gevşeme olmakta ve kabızlık artmaktadır.  İlerleyen yaş sol kolonu etkilememektedir. İleri yaşlarda zamanla gelişen kabızlığın bir nedeni daha anlaşıldı. Yaş ilerledikçe lifli gıda tüketimini artırmak gerekmektedir.

5-Yeni doğan çocuklarda anneden bulaşan frengide 1997 den bu yana en belirgin artış 2013 yılında oldu.Bu da cinsel yolla bulaşan hastalıkların kontrolsüz olduğunun bir göstergesidir.

6-Hepatit B Enfeksiyonun kökeni 4000 yıl öncesine dayandığını bilim adamları ispatladılar. Bu kadar eski bir tarih, bu virüsün gücünü ispatlamaktadır.

7-Manyetik rezonans sayesinde yağlı karaciğerlerin siroza gidip gitmediği fibrozis evrelendirilmesiyle önceden değerlendirilebilmektedir. Günümüzde halen yağlı karaciğer evrelendirilmesinde doktorlar ilk tercih olarak karaciğer biyopsisini tercih etmektedirler.

8-Düzenli fiziksel aktiviteler kardiyovasküler hastalıkları, felç geçirme riskini ve diyabeti azalttığını bilmekteydik.Son çalışmalar düzenli fiziksel aktivitenin erkeklerde Parkınson gelişme riskini azalttığı gösterilmiştir.

9-Clostridium Difficile hastane enfeksiyonlarından korunmada sabun ve suyun yeterli olduğu gösterilmiştir. Hastanelerde bol bol su ve sabun kullanmak hijyenin ana kaynağını oluşturmaktadır.

10-Sebebi bilinmeyen ishal sebeplerinden biri olan Lenfositik kolitlerin tanısı kolonoskopide alınan biyopsi parçalarının patoloji tarafından değerlendirilmesiyle konulmaktadır. Tanı konulduktan sonra tedavisinde zahmetli olan bu hastalık artık rahatlıkla tedavi edilebilmektedir. 2 haftalık bir Budenosid  ( kısa etkili streoid) tedavisiyle hastalık rahatlıkla düzelmektedir.

PROF. DR. Burçak KAYHAN

TIPTAKİ MASALLAR                                                                                                                                                          01.02.2019

1-Rapunzel masalda saçlarını uzatarak hapis olduğu kuleden kurtarırcasına saçlarını uzatmış ve bu sayede kurtulmuştur. Mide içinde kitle oluşturan, her türlü dışarıdan gelip hazmedilmemiş yiyeceğe bezoar denir. Eğer kişi psikolojik sorunları sebebiyle saçlarını kopartıp yutuyorsa mide içinde ileride bu saçlar birleşip sertleşerek hazmı imkansız bezoar oluşturur. Bu duruma Rapunzel sendromu denir.

2- Napoleon Bonaparte’ın babası gibi herediter mide kanserinden öldüğü tahmin edilmektedir. 1998 Porry Guidford tarafından tesbit edilen CDH1 gen yaygın mide kanserinin en önemli nedeni olarak bulunmuştur. Napoleon ailesinde de herediter mide kanseri olduğu düşünülmektedir.

3-Hititlerde anadoluda, antik çağda mezopotamya ve akdeniz havzasında, geleceğe karaciğere (özellikle koyun karaciğeri) bakılarak karar verilirdi. Enteresan olan o çağlardaki en önemli iç organın ve kişinin kaderini belirleyenin karaciğer olarak tanımlanmış olmasıdır. Antik yunanlılara göre yaşamın özü karaciğerde saklıdır.

4-  Porfiria nadir bulunan ve dişlerde kararma yapan, tende kanlı kızarmalara yol açan bir hastalıktır. Aklı dengeyi yitirmeye yol açabilen hastalık Dracula ismiyle de bilinir. Vampir olmanın bütün özellikleri bu hastalığa sahip insanlarda bulunur. Porfiria, bazı enzimlerin, hatalı veya eksik salgılanması sonucu gelişen bir hastalıktır. Eritropoetik porfiriada yaygın olarak görülen hemolitik anemi kişide her türlü demir kaynağına karşı ilgiyi arttırmaktadır.

5-Influenza namı değer Grip orta çağda, İtalyanlara göre astrolojik olarak yıldızlardan akan sıvılardır. Bu sıvılar insanlara kötülük getirmektedir.

6-İlk meme kanseri cerrahi tedavisi Mısırda bulunan 3000 yıllık papirüste anlatılmaktadır.

7-Narsizim: Herkes tarafından bilinen,  Sigmund Freud tarafından aktüel kişilik bozuklukları arasına sokulan bir kişilik bozukluğudur.

Esası mitolojide ilk olarak tanımlanmıştır; Narcissus Liriop ve nehir tanrısı Cephissus’ un oğludur.

Kahin Tiresios bu anne babaya, çocuklarının kendi şeklini görmediği sürece uzun bir hayatı olacağını söylemiştir. Narcissus çok güzeldir ve onu gören insan ve tanrıçalar her zaman onu arzulamaktadır.

8-Günümüzde romatizmal hastalıklarda ve bilhassa FMF de sıklıkla kullanılan kolşisin ilk olarak yunan mitolojisinde geçmiştir.

Kral Colchi’ sin kötü kızı kardeşi Zehirci Metea, kocasının onun aldatması üzerine, kocasının sevgilisini ve çocuklarını zehirleyerek öldürmüştür. Zehir olarak kullandığında bitkilerden Liliacea ailesinden Colchicum autumnaledir.

9-Akromegali endokrinolojik olarak kişinin kemiklerinin kontrolsüz büyümesiyle seyreden bir hastalıktır. Kutsal kitaplarda Hz. Davut karşısındaki dev Golyotın  Akromegalik olduğu düşünülmektedir.

10- Yunan mitolojisinde geçen  Prometheus ve karaciğer yenilenmesi bilgisi çok enteresandır. Çünkü Tıp karaciğerin kendini yenilediğini 19.yy da bulmuştur.

PROF.DR. Burçak KAYHAN

GASTROENTEROLOJİDEKİ 10 YENİLİK

1-Bu aralar kahve ve ürünleri çok favori olmakla birlikte sabahları ince belli bardakta  7 dakika demlenmiş 1 adet çay, mideniz için iyi bir probiyotik kaynak olabilir. Özellikle siyah çay yağ yakan pseudo butyric vibrio bakteri seviyesini yükseltebilir.

2- Zeytinyağının içinde zeytin yapraklarının da olması vücut metabolizma hızını arttıracaktır.

3- 60 yaş üstü öncelikle bayanlarda olmak üzere bütün insanlarda gaz kaçırma önemli bir sorundur. Bunun artık çözümü var, SECCA tedavisiyle bir seansta gaz kaçırma sorunu %70 oranında kaybolmuştur.( Endo Club tel: 0312 441 46 92)

4-Ülseratif Kolitte yeni bir umut sağlıklı insan dışkısından oluşturulan sağlıklı barsak mikrobiyotası ülseratif kolitli hastaya nakil edildiğinde şikayetlerinin düzeliği gözlemlenmiştir.

5-Çağımızın hastalığı Irritable Bowel Syndrome yanı Irrite Barsak Sendromu veya Spastik Kolon  Fekal Mikrobiyota Transplantasyonuyla artık kontrol edilebilmekte ve tedavi edilebilmektedir.

6-Reflü ilaçlarından bıkmış, diyetten sıkılmış ve ameliyattan korkan hastalar için bir saatlik stretta tedavisiyle herhangi bir kesi yapılmadan reflü tedavi edilebilmektedir.

7-Reflü hastalığı sayesinde doktorların gündemine giren allerjik kökenli olduğu düşünülen Eosinofilik Özofajit ciddi yutma güçlüğü, yemek borusunda yanma ve göğüs ağrısı yapabilmektedir. Doktorlar eskiden bu hastalığı tedavi etmekte zorlanırken Budenosid şurubu sayesinde tedavi kolaylaşmıştır.

8-Zayıf olup yağlı karaciğere sahip hastalarda hastalığın etmenlerinden birinin barsak mikrobiyotası olduğu bilinmektedir. Bu tür hastalara özel bir diyet, prebiyotik ve probiyotikten zengin gıda verilmesi hepatosteotozu yani yağlı karaciğeri tedavi edecektir.

9- Günümüzde genetiğiyle oynanmış gıdalar sebebiyle bir çok  hasta cheliac hastalığı olduğunu düşünmekle birlikte onlardaki hastalığın nedeninin cheliac dışı gluten hassasiyeti olduğu bilinmektedir. Bu tanıyı koymak bir çok zorlu test gerektirmekteydi. Yapılan son çalışmalar ince barsaktan ve kalın barsağın son kısmından biyopsi alınmasıyla bu bölgede eosinofili saptanmasının tanı koymayı kolaylaştırdığı gösterilmiştir.

10- Son çalışmalar sirozlu hastalarda fırsatçı mantar enfeksiyonunun daha fazla olduğunu göstermektedir. Neredeyse her 5 hastadan 1 inde mantar enfeksiyonu tabloyu bozmaktadır. Bu sebepten ilerlemiş sirozlularda eğer tablo bozulursa altta yatan nedenler arasında fırsatçı mantar enfeksiyonunu düşünmek gereklidir.

PROF. DR. BURÇAK KAYHAN